İlişkiler /Çelişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlişkiler /Çelişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2011 Çarşamba

İLİŞKİ BİTİNCE ANILAR KİME KALIR?

İlişkisi biten herkesin belki de ilişşkiyi bitirmekten daha çok zorlandığı bir konudur anıları da bitirmek. Gidenle birlikte anıları da kargoya vermek mümkün değil ki, paketleyip gönderebileceğin bir adresi bile yok..

Böyle bir açmazı vardır aslında ,garip bir şekilde olmadık yerde olmadık zamanda gelir gözünün önüne o kareler ,değer verdiğin ilişkinin ödettiği bedeldir aslında o anlar .

Giden mi kaybetmiştir yoksa kalan mı belli değildir platform bu olunca.Bazen anlamsız gülümsemelere yol açar bazen de oldukça anlamlı, bazen huzursuzluktan yerinde durdurmaz seni bir kelimeden veya görüntüden oluşan bir kare...

Giden belki de gitmek isteyerek kendini daha iyi hissettmiştir ama bu mudur ihtiyacı olan mutluluk? Ya kareler onun da peşini bırakmazsa?? 

29 Kasım 2010 Pazartesi

Kurgunun Gerçeğinden Daha Hakikat Olduğu İlişkiler

Çok karışık gibi görünen bu başlık aslında etrafımızda gördüğümüz birçok ilişkinin mottosu olmaya ne kadar da yakışıyor..

Bu ilişkilerin içindeki biçilen rollere soyunan kadını ,erkeği nasıl da kandırıyor kendini ve diğerlerini oscara aday performanslarıyla , kendileri olmadıklarını bildikleri halde sadece çemberin dışında kalmamak için nasıl da tüm fiillerin mış gibi ve muş gibi hallerini  sergiliyorlar..Yalnızlığın ,özgürlüğün keyfini çıkarmak nasıl da bir korku filmi efekti yaratıyor kafalarında hep..

Genelde yemeğe gittiğimiz yerlerde rastlarız onlara ,düşünce balonlarında birini bulsamda kurtulsam şu karşımdakinden senaryosu içinde ya sessizliklerini  ya da tükenmiş dialoglarını  tabaklarında kalan lokmaları çatalla oyanayarak veya sağa sola bakarak bertaraf etmeye çalışırlar, ama cesaret edemezler hiç bir zaman yeter be diyerek mekandan hızla uzaklaşmaya veya ben bu değilim itirafını yapmaya..

Genelde saatin alarmını kurar gibi yaşarlar ilişkilerini bu gruptakiler, formatlanmış ilişki çerçevesinde bir sonraki adım bellidir hep onlar için, hep cici çocuk hep cici kızı oynarlar, hep bi sorumluluk vardır o ilişkinin içinde ,çevreye karşı ,aileye karşı ,topluma karşı , mutsuzluk manifestosu başucu kitabıdır adeta..Bağıra bağıra küfür etmenin, edepsiz dialogların hayatlarında hiç yeri yoktur , İlişkilerin beyaz yaka çocuklarıdır onlar...

Keşkelerin en güzel halleriyle kullanıldığı ilişkiler öylemidir halbuki, keşke ama keşke şu an yanımda olsa diyerek yanınızda olması için yaptığınız sahici eylemlerinizdir yaşadığınızı gerçek kılan..Mesafeler tanımadan bir alo sesi için tüm şartları zorladığınız anlardır hissettiklerinizi anlamlı kılan..

Dumanı hep tüten heyecanlar ilişkinin aort damarlarıdır , ayrıldıktan sonra bile gözünüzün önüne gelen ve içinizi üşüten bir gülümsemedir hayatınızda keyif katan, hep ararız o heyecanları ,geçmişe zaman zaman saplantılı bir şekilde bağlanıp kalmanın emarelerdir aslında bunlar..Bazen yeni yüzler geldiğinde karşınıza aslında eskiyi daha çok aradığınız olmaz mı sizinde? Ya da sadece aklınıza gelen o ışıltılı parıldayan gözler , içten olduğunu dibine kadar bildiğiniz sevgi dolu bakışlar için bir amok koşucusu şuursuzluğu ile davranmaz mısınız? 

Ya özgür kalmak, ya da gerçek olmak, denklem bu kadar basit aslında..

20 Ekim 2010 Çarşamba

Maya Tutmayan İlişkiler

20 Ekim 2010

Başlığa bakıp mayası mı ekşiydi o yüzden mi tutmamış bu ilişki diye sorarsak yazıya başlamadan zaten baştan çuvallamış oluruz. İyi bir yoğurt yapabilmenin sırrı bile süte katılacak mayanın biraz ekşi olması gerektiğini düşünürsek mayası biraz ekşi bunca ilişkiye rağmen etrafımız neden bu kadar mutsuz ve tatminsiz çiftle dolu??

Aslında doğum sonrası hastaneden  eve gelinmesiyle birlikte maskelerle dolu hayatımızın ilk aşamasına geçiyoruz, Ailenin taktığı maske, sonra okulun, daha sonra iş hayatının ve en istemediğimiz olan belki de özel hayatımızın dayattığı maskeler...

Durum böyle olunca da bu kadar şişmiş ve kendi olmayan egolarına teslim ilişkileri de yönetmek zorlaşıyor doğal olarak. Acaba özde basit olarak nasıl mutlu olabilirim yerine, hem kendi hem de karşısındakinin egolarını mutlu etme savaşına dönüşünce herşey; bir yorgunluk ve bıkkınlığa dönüşüyor doğal olarak..

Öte yandan birbirini her yönden tamamlayan bilmem kaç tane ortak yanı olan, aman ne de çok şey paylaşıyolar dediğimiz ilişkilere bakıyoruz tatlı su durgunluğunda bir yavanlıkta görev ilişkisi yaşayan kümeler gibiler..

Öyleyse sorun nerede?

Hayatı nasıl algıladığımız ve o hayatın içinde ilişkilerimizden ne beklediğimizde mi acaba?

Kendim geçmişte yaşadığım ilişkilerin tümünü düşünüyorum hiç bir zaman benimle tıpa tıp aynı özelliklere aynı kodlara sahip biriyle pek te mutlu olmadığımı olamadığımı görüyorum  ,  ama aksine mutlaka bir ya da birkaç zıt tarafımızın olduğu belki de başkalarının onunla ne işin var, seni ona yakıştıramıyorum gibi dışardan gazel okumaların bol olduğu ilişkilerde ise daha mutlu olduğumu... Aslında tam tersi olması gerekmiyor mu? Bilmem belki de ben de kendi egolarıma yenik düşüyordum..Ama şunu biliyorum ki her böyle ilişkimin içinde ordo ab chao (kaostan doğan düzen) ilişkiyi besliyordu.

Herkes aslında ya mevcut ilşkisinde ya da geçmişte bu tip ilişkiler yaşamıştır en azından bir örnek vardır diye düşünüyorum, nasıl olacak diye düşündüğünüz ama sizi bir şekilde heyecanıyla girdabına çeken ilişkiler...

Acaba yukarıda da bahsettiğim gibi ruhumuzu, zihnimizi,bedenimizi besleyen o ilişkide kaosun kendine göre şekillendirdiği düzeni mi? Neden sakin ,fazla heyecan  duymadığımız ama huzur denizinde yüzdüğümüz ilişkilerden koparken bir arkadaştan ayrılıyor gibi hissediyoruz da, zıtlıkların sarıp sarmaladığı bazı ilişkilerden koparken her türlü ritmimiz bozuluyor?

Peki sizce neden???